Azerbaycan’da Başörtüsü Tepkisi: “28 Şubat’ın Zihniyetinden Ders Çıkarılmalı!”
Azerbaycan’da başörtülü kız çocuklarının okullara alınmadığı ve başörtülü öğretmenlerin derslere girmelerinin engellendiği iddiaları tepki çekti. Eğitim hakkı ve inanç özgürlüğü üzerinden yükselen eleştirilerde, Türkiye’nin 28 Şubat sürecinde yaşadığı mağduriyetler hatırlatıldı. Av. Yusuf Salih Tatar, “Hiçbir kız çocuğu inancı ve başörtüsü nedeniyle eğitim hakkından mahrum bırakılamaz” diyerek uygulamalara tepki gösterdi.

Azerbaycan’da başörtüsü nedeniyle öğrencilerin eğitim, öğretmenlerin ise çalışma haklarının kısıtlandığı yönündeki iddialar, din ve vicdan özgürlüğü tartışmalarını beraberinde getirdi. Başörtülü öğrencilerin okul kapısından çevrilmesi ve öğretmenlerin sınıflara girmelerinin engellenmesi, temel haklar açısından eleştirilere konu oldu.
Uygulamalara tepki gösteren AHİT Hukuk Bürosu Avukatlarından Yusuf Salih Tatar, insanların inançları nedeniyle eğitimden ve mesleklerinden uzaklaştırılmasının kabul edilemeyeceğini belirterek Türkiye’nin yakın tarihinde yaşanan 28 Şubat sürecine dikkat çekti.
“İnsanların inançları nedeniyle dışlanmasını kabul etmiyoruz”
Başörtüsü tartışmasının yalnızca bir kıyafet meselesi olmadığını vurgulayan Tatar, yaşananların insan onuru, eğitim hakkı ve din ve vicdan özgürlüğüyle doğrudan bağlantılı olduğunu ifade etti.
Tatar, tepkisini şu sözlerle dile getirdi:
“Hiçbir kız çocuğu inancı ve başörtüsü nedeniyle eğitim hakkından mahrum bırakılamaz. Hiçbir öğretmen, dinî kimliği gerekçe gösterilerek sınıfından ve öğrencilerinden uzaklaştırılamaz. İnsanların inançları ile temel hakları arasında tercih yapmaya zorlanması, hukuk devleti ve insan hakları ilkeleriyle bağdaşmaz.”
Başörtüsünün eğitim hayatına engel olarak görülmesine karşı çıkan Tatar, kamu düzeni ve eğitim disiplini gibi gerekçelerin temel hakları ölçüsüz biçimde sınırlandırmak için kullanılmaması gerektiğini belirtti.
“28 Şubat’ın ülkemize yaşattığı acılar ortadayken sessiz kalamayız”
Azerbaycan’daki tartışmaların Türkiye’de geçmişte yaşanan başörtüsü mağduriyetlerini hatırlattığını belirten Tatar, 28 Şubat sürecinin kendi ailesinde de derin izler bıraktığını açıkladı.
Annesinin o dönemde eğitimine devam edemediğini ve eğitim hayatını tamamlayamadığını belirten Tatar, konuyu yalnızca bir hukukçu olarak değil, ailesinin yaşadığı tecrübeler üzerinden de değerlendirdiğini söyledi.
Tatar, “Ben bu meseleye yalnızca bir hukukçu olarak değil, 28 Şubat sürecinde eğitim hayatı sona eren bir annenin evladı olarak da bakıyorum. Annem, o dönemde eğitimine devam edemediği için eğitim hayatını tamamlayamadı” ifadelerini kullandı.
Geçmişte yaşanan mağduriyetlerin unutulmaması gerektiğini vurgulayan Tatar, açıklamasında şu sözlere yer verdi:
“28 Şubat’ın ülkemize yaşattığı acılar ortadayken aynı anlayışın başka coğrafyalarda yeniden karşımıza çıkması karşısında sessiz kalamayız.”
“Kardeşlik, yanlışlar karşısında susmak değildir”
Türkiye ile Azerbaycan arasındaki tarihî ve kültürel bağlara değinen Tatar, iki ülke arasındaki kardeşliğin temel haklar konusunda sessiz kalmayı gerektirmediğini belirtti.
Tatar, “Azerbaycan bizim için tarihî ve kültürel bağlarımızın bulunduğu kardeş bir ülkedir. Ancak gerçek kardeşlik, yanlış gördüğümüz uygulamalar karşısında susmak değil; hukuku, adaleti ve insan onurunu birlikte savunabilmektir” dedi.
İnsan haklarının evrensel olduğuna dikkat çeken Tatar, bir haksızlığa nerede maruz kalındığının temel hakları savunma konusundaki tutumu değiştirmemesi gerektiğini ifade etti.
“Geçmişte Türkiye’de yaşananları eleştirip başka bir yerde benzer uygulamalar karşısında sessiz kalmak, insan haklarının evrenselliğiyle bağdaşmaz” diyen Tatar, hiçbir çocuğun eğitim alabilmek için inancından vazgeçmeye zorlanmaması gerektiğini vurguladı.
“Hukuk, insanı dışlamak için değil, insanı korumak için vardır”
Eğitim hakkı ile din ve vicdan özgürlüğünün temel haklar arasında bulunduğunu belirten Tatar, bu hakların günlük yaşamda da güvence altına alınması gerektiğini söyledi.
Başörtülü öğrencilerin eğitimden, öğretmenlerin ise mesleklerini icra etmekten mahrum bırakılmasına karşı çıkan Tatar, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“İnanç özgürlüğü bir lütuf değil, temel bir haktır. Eğitim hakkı bir ayrıcalık değil, herkes için korunması gereken bir güvencedir.
28 Şubat’ın mağduriyetlerinden ders çıkarılmalı; hiçbir çocuk inancı nedeniyle okulundan, hiçbir öğretmen dinî kimliği nedeniyle mesleğinden mahrum bırakılmamalıdır. Adaletin, hukukun ve insan onurunun gereği budur.”
Bu habere henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!